Dostlarımız ve Misafirlerimiz


5/12/2007 · Kategori: Yasam

Arkadaşlık güzel de dostluk bambaşka bir şeydir. Hiç gerçek dostlarınız oldu mu bilmem. Allah’a şükürler olsun ki benim gerçek dostlarım var. Kimisi yakınımda kimisi de çok uzaklarda. Allah kimseyi yalnız bırakmasın.

Sevdiğimiz ve değer verdiğimiz dostlarınızın bizi ziyaret etmesinden büyük keyif duyarız. Onlar için önceden çok güzel hazırlıklar yaparız. Bu hazırlıkların önemli bir kısmını da hanımlar üstlenir. Her şey gibi bu özel gün için de yapacakları abartacaklar ya sonu gelmeyecek bir hazırlık sürecinin içine girerler. Bununla kalsalar iyi. Hazırlanan her neyse malzemelerinden birisi genellikle bitmiş olur. Bu nedenle evin beyinin çaresizce marketin yolunu tuttuğu çok olmuştur. Evin hanımına göre o malzemeler Fizan’da da olsa bulunup getirilecek, getirilmek zorundadır.

Derken misafirlerimiz gelir. Sohbetler başlar; şakalar, espriler havada uçuşur. Eve bir neşe gelir. Bu dünyaya bir daha mı geleceğiz; vur patlasın çal oynasın. Saatler öncesinden hazırlığına başlanan ikramlar getirilir misafirlerin önüne. Hele bir de beğenilirse ikramlar değmeyin evin hanımının keyfine. Mademki misafirler ikramları beğendi, onları çatlatıncaya kadar ikramların servisine devam eder. Yanına bir de çay koydu mu tam olur. Bardaklardan çıkan kaşık seslerine neşe, mutluluk, heyecan karışır. Anılardan bir demet sunulur. Ama her güzel şey gibi bunun da bir sonu vardır. Ayrılık saati gelir. Bir sonraki buluşmanın yeri ve saati belirlenir. Güzel bir gün yaşamanın zevkiyle misafirler uğurlanır. Sevgili dostlar, iyi ki varsınız.

İşin Özü:

Eskiden kalma bir sözü sizinle paylaşmak istiyorum: “Kardeş, seçilmiş arkadaş; arkadaş ise seçilmiş kardeştir.” Herkesin dünyasında gerçek arkadaşların, gerçek dostların olması dileğiyle…

- Daha fazlası için şu siteyi ziyaret ediniz.

- Misafirlerinize ikram etmek için ne yapaceğım diye düşünmeyin. Çörek tarifi için şu siteyi ziyaret ediniz...

Yorum (2) Yorum yaz!

Rakibi Yenmenin İlginç Yolları


3/12/2007 · Kategori: Yasam

Erzurumluların dediği gibi biraz param olaydı İsviçre’ye giderdim. Neden mi? Tabi ki, Türk Milli Takımı’nın bu ülkede düzenlenecek olan Avrupa Şampiyonası maçalarını izlemek için gitmek isterdim. Gerçi maçlar, İsviçre ile Avusturya’nın ortak ev sahipliğinde yapılacak ama bizi ilgilendiren maçlar İsviçre’de gerçekleştirilecek.

Çek Cumhuriyeti: Bize çok ters gelen bir futbol stilleri var. Yanılmıyorsam üç mağlubiyetimiz bir de beraberliğimiz var. Tablo süper değil mi? Nedved gibi bir futbolcularından yoksun olsalar da 2,06 cm’lik bir boya sahip olan Koller gibi bir futbolcuları var. Adam Eiffel Kulesi kadar neredeyse.

Çek Cumhuriyeti’ni Nasıl Yeneriz? Çek futbolcularına ‘Çeksene elini, kırıcan mı belimi’ şarkısını söylersek belki işe yarar. Buradan Ayşe Hatun Önal’a teşekkürlerimi sunuyorum. Kadıncağız sanki böyle bir gün için yapmış şarkıyı. Acaba elinde Portekiz veya İsviçreli futbolcuları oyundan soğutacak bir şarkı var mı? İşin gerçeği şarkıyla türküyle yenileceklerini sanmıyorum. Futbolcuların kulağına “Oğlum, biz size eskiden Çekoslavakya derdik, ne oldu da Çekleştiniz, hani sizin geriniz?” şeklinde bir cümle fısıldasak ve bu fısıldama sonucunda adamlar harbiden yahu, neden ülkemizin bölünmesine izin verdik diye kara kara düşünürken bir gol atıversek yenebiliriz belki. Sanıyorum böyle de olmayacak. Öyleyse nasıl yeneceğiz Çek Cumhuriyeti’ni? Tabii ki onlar kadar koşarak, iyi pas yaparak, taç atışından gol yemeyerek, hakemle uğraşmadan sadece futbol düşünerek yenebiliriz.
İsviçre: ...

Uyarı:
Bu makalenin devamına www.aykutkorkmaz.com adresinden ulaşabilirsiniz...

Yorum (yok) Yorum yaz!

Bir Öğretmenden SMS


24/11/2007 · Kategori: Yasam

Askerlik arkadaşım Fatih İbik tarafından iki yıl önce, öğretmenler günü ile ilgili çok anlamlı bir SMS gelmişti. Bu SMS, öğretmen arkadaşlarımın hangi zorlu koşullarda mesleklerini icra ettiklerini göstermesi açısından çok manidardır.

 

Tebeşir tozundan ağrır başım,

Ay sonunda yetmez maaşım,

Yok elimde tarağım, tasım,

Maalesef bugün 24 Kasım.

 

 

Hepinizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü tekrar kutluyorum.

Uyarı:

Öğretmenler günü ile ilgili diğer makaleler için www.aykutkorkmaz.com adresini ziyaret ediniz...

Yorum (1) Yorum yaz!

Öğretmenlerin %47'si...


24/11/2007 · Kategori: Yasam

24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla tüm öğretmen arkadaşların Öğretmenler Gününü kutluyor ve mesleki yaşamlarında başarılar diliyorum.

Böylesi bir gün için Eğitim-Sen tarafından öğretmenlerin sorunlarını, yaşam standartlarını ortaya koymak amacıyla bir anket yapıldı. Bu anketten çok çarpıcı sonuçlar elde edildi. Bu sonuçlardan bir tanesi var ki, %47 gibi bir rakam tarafından temsil ediliyor. Bu rakamın neyi temsil ettiğini makalemin en sonunda belirtmek istiyorum. Öncelikle bu ankette öne çıkan diğer rakamlara değinmek istiyorum.

 

Eğitim-Sen 2007 Öğretmen Anketi

Ek iş yapanlar

%23.5

Birikim yapamayanlar

%91.4

Kirada oturanlar

%58.3

Hiç tatil yapamayanlar

%30

Banka kredisi kullananlar

%82

Kültürel etkinliklere katılabilenler

%10

 

 

Daha önceki yıllarda da öğretmenlerle ilgili anketler yapıldı. Sonuçları bu yılki anket ile aynıydı. Dolayısıyla öğretmenlerimizin hayatlarında yıllardan beri süre gelen bir sıkıntı yaşanmakta. Bu sıkıntının giderilmesi için yapılan çalışmaların da yetersiz olduğu muhakkaktır.

Bir öğretmenin ekonomik yaşantısının kötü olması kişisel hayatını etkilediği gibi mesleki hayatını da etkilemektedir. Dolayısıyla ülkenin eğitimi de bu durumdan etkilenmektedir. Bu ekonomik koşullara rağmen ülkemizdeki öğretmenlerin çoğu, sıkıntılarını bir kenara bırakıp öğrencilerinin eğitim ve öğretimleriyle ilgili sorumluluklarını yerine getirmektedirler.

 

Bu anketten çıkan öyle bir rakam var ki, öğretmenlerin ekonomik sıkıntılarının veya iş koşullarının onlar üzerinde bıraktığı etkiyi ortaya koyuyor. Bu rakama gelince; öğretmenlerimizin %47’si....

Uyarı:

Bu makalenin devamına www.aykutkorkmaz.com adresinden ulaşabilirsiniz... 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Yalnızlığım


21/11/2007 · Kategori: Yasam

Yalnızlığın ne olduğunu bilir misiniz? Benim için yalnızlık akşamdan başlar. Kendimle baş başa kaldığım akşamların sayısı o kadar çok ki hayatımda. Karanlığa esir olduğum, sessizliğin tam ortasında kimsenin olmadığı bir odada yalnız ben ve karanlık. Karanlıktan çok korkardım çocukken. Ama artık korkmuyorum. Yıllarca böyle yaşayınca alıştım. Sabahın olmasını dört gözle bekliyorum.

Derken komşunun horozu güneşin doğuşunu haber veriyor. Bu sese bir de camiden gelen sabah ezanı karışıyor. Tan yeri ağarmaya başlıyor. Kısa bir süre sonra da sokağın çeşitli yerlerinden geceden kurulmuş olan saatlerin alarm sesleri geliyor. Hepsi de değişik şekillerde çalıyor. Biri diğerine kesinlikle benzemiyor. Köşedeki Ayşe Teyzenin gelini olsa gerek, yine alarmı kapatıp yattı. Oldum olası uykuyu sever. Biliyorum ki, beş dakika sonra yine çalacak saatinin alarmı. Nitekim öyle de oluyor.

Ayak sesleri geliyor üst kattan, belli ki uyanmışlar. Kocasını Güneydoğu’da bir operasyon sırasında şehit veren Nurten Hanım oturuyor orada. Devletin verdiği üç kuruş yetmeyince bir fabrikaya başvurmuştu. Fabrika çok uzakta olduğu için her sabah erkenden kalkıp yollara düşüyor garibim. Bir de kızı var Nurten’in. Adı Elif. Son günlerde bana uğramaz oldu küçük Elif. En son bayramda elimi öpmeye gelmişti. Şeker ikram etmiştim ona. Kocaman gözleriyle para bekler gibi bir hali vardı ama daha almamıştım üç aylığı. Veremedim de çok üzüldüm. Keşke gelse de üç beş kuruş verebilsem güzel Elif’ime.

Alt kattan alarm sesi hiç gelmez. Zarife Hanım da benim gibi yalnız yaşıyor. Vücut yaşlanınca kendisi bir alarm sistemi kuruyor ve sabahın ilk ışıkları daha sokağı aydınlatmadan insanı dikiveriyor ayağa. İki kedisi var Zarife’nin. Birinin adı Tekir, diğerinin adını ise bir türlü aklımda tutamıyorum. Yine hatırlayamadım. İsmi gibi zarif bir hanımdır Zarife Hanım. Son günlerde rahatsızlandı diye duydum. Bugün bir çorba yapıp gitmeli ziyaretine. Tabi derman bulursam dizlerimde.

Ortalık iyiden iyiye aydınlanıverdi. Kuş sesleri, dolmuş seslerine karışmaya başladı. İşine gitmeye çalışanların sesine, okula gitmek için sokağa çıkan...

Uyarı:

Bu makalenin devamına www.aykutkorkmaz.com adresinden ulaşabilirsiniz...

Yorum (yok) Yorum yaz!

Öğretmenlere Tavsiyeler


12/11/2007 · Kategori: Yasam

İlkeli olmak her zaman işe yarar. Eski olsun yeni olsun her öğretmenin de sahip olması gereken ilkeler vardır. Her şeyden önce öğretmen, bir sanatçıdır. Malzemesi de insandır. Bu malzemenin nefes alan, konuşan, koşan, oynayan, yemek yiyen, düşünen bir yapısı vardır. Dolayısıyla ortaya çıkacak sanat eserinin, bu özellikler dikkate alınarak bir potada eritilmiş olması gerekir.

Bu doğrultuda öğretmen arkadaşlara naçizane bazı önerilerim var. Zor geçen bir eğitim gününün ardından şu önerileri kendi kendilerine söylemeleri psikolojik yapıları açısından yararlı olacaktır:

1-     Tüm kurallar esnek olmalıdır, çünkü insanla uğraşıyorum.

2-     Her kural yapıcı, eğitici, öğretici ve sevecen olmalıdır, çünkü çocuklarla uğraşıyorum.

3-     Öğrenciler tarafından sevilmek için önce öğrencileri sevmem lazım.

4-     Her olayı ve problemi görmeyeceğim. Bazı olaylar görmezden gelinebilir.

 

Uyarı:

Makalenin devamına ve makale ile ilgili fotoğraflara www.aykutkorkmaz.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Yorum (yok) Yorum yaz!

İlk Uçuş Deneyimi


2/11/2007 · Kategori: Yasam

Işınlanmanın henüz mümkün olmadığı günümüz dünyasında bir yerden bir yere gitmenin en hızlı yolu şüphesiz uçakla gitmektir. Uzun mesafeler için uçak, vazgeçilmez bir ihtiyaç haline geldi. Eskinin kervan yolculukları tarihe karıştı artık. Ben, günümüz karayolu ulaşımını ise milenyum kervan yolculuklarına benzetiyorum.

Uçağa ilk defa binmek zordur; tıpkı her şeyin ilkinin zor olduğu gibi.

Uçağa ilk defa binen için heyecan daha bu eylemi gerçekleştirme düşüncesi belirdiğinde başlar. Bu heyecan giderek dayanılmaz bir hal alır ve büyür. Sonunda bilet alınmasına karar verilir. Zat-ı muhterem, almış olduğu bileti cebinde taşıyıp, yeri geldiğinde arkadaşlarına gösterir. Oturduğu çoğu mecliste lafı yolculuklara getirmek için dört döner ve başarılı da olur. Zaman daralıp da uçuş günü yaklaştıkça heyecanı ikiye katlanır. Önce güzel bir valiz alır. Uçağın düşme ihtimalini aklından çıkaramadığından olsa gerek bir paraşüt almayı ve sanki bir sırt çantasıymış gibi sırtına takmayı düşünür. Ancak bu durumun anlaşılması olasılığını bildiğinden ve karizmayı çizdirmek istememesinden dolayı paraşüt fikrinden vazgeçer. O güne has bir kıyafet alır. Neticede ilk defa uçacaktır.

Sonunda...

Uyarı:

Bu makalenin devamına ve makale ile ilgili en güzel fotoğraflara www.aykutkorkmaz.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Bir Müttefikin Yaptıkları


25/10/2007 · Kategori: Yasam

Devletler arası ilişkiler insan ilişkilerine benzediği gibi bazı yönlerden farklılıklar da gösterir. Son zamanlarda dilimizden düşürmediğimiz müttefiklik kelimesinin altında derin anlamlar yatıyor aslında. Esasen hiçbir devlet dost olmaz, olamaz. Aralarında sadece müttefiklik ilişkisi vardır ki, devletler arasında bu müttefiklik, her ikisinin de çıkarları devam ettiği sürece var olur. Çıkarların olmadığı yerde dostluk ve müttefiklikten bahsetmek imkansızlaşır. Bununla beraber en büyük müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri’nin bu çıkarıma pek de uymadığını görüyorum. Kimi zaman dost gibi davranırken kimi zaman da en azlı düşmanımızmış gibi davranıyor. Bu davranışının, çöplükteki tek horozun kendisi olduğunu göstermeye çalışmasından kaynaklandığını sanıyorum. Türkiye’nin bir zamanlar ABD ambargosu yediğini unutmayalım. Bir müttefik diğerine böyle yaparsa gerisini düşünün artık.

İşte müttefikimizin bize yaptıklarına bir örnek: Muavenet gemisi 1992 yılında Ege’de yapılan bir NATO tatbikatın ara safhası bittikten sonra intikal seyri esnasında Amerika’ya ait Saratoga uçak gemisinden atılan iki adet güdümlü füzeyle vuruldu. Tatbikat sırasında atılan bu iki adet Sea Sparrow füzesi, Muavenet’in köprü üstüne isabet ederek havaya uçurdu. Geminin beyni konumundaki köşk havaya uçtuğu gibi 5 askerimiz de şehit düştü. Tam da Amerika Birleşik Devletleri’nden beklenecek bir açıklamayla...

 

Uyarı:

Bu makalenin devamına www.aykutkorkmaz.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Rahat Uyu Şehidim


23/10/2007 · Kategori: Yasam

Bu ülke ve bu millet sana çok şey borçlu şehidim. Bizler maç izleyip çayımızı, kahvemizi yudumlarken; manitamızla parklarda veya msn’de flört ederken; sırtımız pek karnımız tokken sen gecenin karanlığında vatan sevgisiyle sınırlarımızda nöbet tuttun. Dağları aşıp gece demeden, kar demeden, sıcak demeden patlamış ayak tabanlarınla hainlerin peşine düştün. Vatana tek bir kurşun sıkan beni karşısında bulur dedin. Yeri geldiğinde anacığına şahadet şerbetini içeceğini ancak bundan büyük bir gurur duyduğunu belirttiğin mektuplar yazdın. Bazen evladından veya eşinden, bazen de ailenden uzakta olduğun için gizlice ağladın ama vatanî vazifenden hiçbir zaman vazgeçmedin. Dertleştiğin tüfeğin ise yoldaşın oldu.

Rahat uyu şehidim, bir Mehmet şehit düşse de ardından bin Mehmet gelir. Gözün arkada kalmasın şehidim; bizler, hainlerin kendileri gibi hain kurşunlarıyla akıttıkları kanının üzerine ay ve yıldız olup hesabını sorarız.

Sen Rahat Uyu Şehidim.

Mekanın Cennet Olsun…

Uyarı:

Bu makalenin devamına www.aykutkorkmaz.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::